Bedensel güç kaybı tazminatı

Haksız eylem ve kaza sonucu yaralanan kişilerde kalıcı sakatlık oluşup oluşmadığının saptanmasında, başta Adli Tıp Kurumu ve Sosyal Sigortalar Kurumu olmak üzere tüm sağlık kurulları Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü (SSİT) eki işgöremezlik çizelgelerinden yararlanmaktadırlar. Bizce bu çizelgeler son derece yetersiz olup, günümüzün koşullarına uygun değildir. Örneğin, görselliğin büyük önem taşıdığı günümüzde yüzde ve bedende kalıcı izler ve biçim bozuklukları için işgöremezlik (işgücü kaybı) derecesi verilmemektedir. Çünkü SSİT eki çizelgede estetik zararlar için bir bölüm yoktur. Oysa, BK.46. maddesinde yer alan "ekonomik geleceğin sarsılması" olgusu estetik zararları da kapsamaktadır. Bu konuda Türk Ceza Kanunu daha duyarlıdır. Çünkü TCK. 87 ve 89. maddelerinde yüzde sabit ize ve yüz biçiminin değişmesine neden olanlara cezai artırma sebebi sayılmış ve uzun süreli hapis cezaları verilmiştir.

Yüzde veya bedende kalıcı izler için maddi tazminat (kazanç kaybı) yolunu açmayan ve bu tür bedensel zararlar için "işgöremezlik oranı" belirlemeyen uygulama, "robot-insan" anlayışının bir ürünüdür. Bu anlayışa göre, boyası dökülen ve ötesi berisi paslanmış olan "makine" eğer çalışır durumdaysa ve kazanç elde ediyorsa, bir zarar yok demektir. Oysa, bugün tüm iş alanlarında güzel, bakımlı ve gösterişli insanlar daha kolay iş bulmakta,  yaptıkları işlerde daha çok ilgi görmekte ve daha fazla başarı elde etmektedirler. Bu nedenlerle, kalıcı izler ve biçim bozuklukları için (tedavi ve ameliyat giderleri dışında) maddi tazminat verilmemesi, üzerinde durulup düşünülmesi gereken önemli bir konudur.

Bu konuda yerel mahkeme yargıçlarının görevlendireceği uzman bilirkişi kurulları tarafından, zarar gören kişilerin yüzlerindeki veya bedenlerindeki kalıcı izlerin onların mesleğini ve kazanç elde etme olanaklarını ne ölçüde etkileyeceği belirlendikten sonra, saptanan oran üzerinden tazminata hükmedilmelidir.
Yüz ve bedendeki izler ya da biçim bozuklukları için maddi tazminat istemini Adlı Tıp Kurumu ve Mahkeme kararlarında genellikle kabul edilmektedir.
 
Yargıtay Kararlarına konu olan bir olay şu şekildedir; ,terzilik mesleği ile uğraşan davacının yüz ve alnındaki kalıcı izlerin onu çirkinleştirmiş olmasının ekonomik geleceğini sarstığı, ilerde kazançlarının azalmasına neden olacağı savıyla açılan dava olup, Özel Daire kararında, davacının çalışma gücü azalmamış ve aynı mesleği sürdürmüş bulunmakla birlikte, bu izlerin mesleğinde ilerlemesine engel olacağı ve ekonomik geleceğini sarsacağı, yüzü çirkinleşen bir kimsenin sağlıklı kişilerle rekabet etmesinin güç olacağı, bu nedenlerle tazminat isteme hakkı bulunduğu kabul edilmiş ve "Bazı durumlarda bedensel bütünlüğün bozulması, çalışma gücünü hiçbir şekilde etkilememiş olmasına karşın, kişinin ekonomik ve mesleki alanda geleceğini, gelişme ve ilerlemesini tehlikeye sokmuş ise, bu yüzden doğan maddi zararın ödetilmesi dava edilebilir. Hatta, işlenen haksız eylem sonucu mağdur çirkinleşmese bile, eskiden tanınmış olan yüz şeklinin değişmesi yüzünden ekonomik geleceği sarsılabilir ve bu nedenle de tazminat isteyebilir" denilmiştir.

Bir başka Yargıtay kararında ise "Uğradığı iş kazası sonucu maddi varlığından saçı gibi önemli bir parçasını kaybetmiş olan davacının maddi zararının olamayacağı görüşü, çağımız hele günümüz koşulları içerisinde savunulamaz. Bir genç kız olan davacının yaşamı boyunca saçsız kalmasının ne gibi kazanç kayıplarına yol açacağının uzman bilirkişi aracılığıyla saptanması suretiyle maddi ve manevi tazminata hükmetmek gerekir" denilmiştir.